14 Ocak 2008 Pazartesi

Sevr ve Bilinçaltı Süreci

Bilinçaltı çoğumuzun bildiği ya da duyduğu bir kavramdır. Bu kavram bilincimizin farkında olmadığı ama davranışlarımızın yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtir. Bilinçaltının en önemli özelliği ise bilincimizin fark edemediği olayları, sesleri, resimleri kaydetmesidir. Siz üç katlı bir binaya çıkarken merdiven basamaklarını saymazsınız ama bilinçaltı bu sayıyı bilir ve kaydeder. Aynı şekilde bebekliğimize dair anılar bilinçaltı kayıtlarında tutulur. Bunlar nasıl mı gerçekleşiyor? Gözde bilimsel olarak ''FOVEA HAREKETLERİ'' olarak isimlendirilen hareketler bulunuyor. Bu hareketler sayesinde göz devamlı çevremizi tarıyor ve aldığı bilgileri bilinçaltına atıyor. Bizler bu bilinçaltına gönderilen verilerin çok ama çok azını anımsayabiliyoruz. Burada önemli nokta bilinçaltına gönderilen verilerin karar verme ya da eyleme geçme aşamasında düşüncelerimizi ve davranışlarımızı direkt olarak etkilemesidir.
İlköğretim çağındaki 4 ya da 5. sınıfa giden çocukların yaş ortalaması 10 ile 11 arasıdır. Öğrenme olaylarının en yoğun olduğu bir dönemdir ve henüz somut kavramlardan soyut kavramlara geçiş dönemidir. Bilinçaltı kayıtlarının hızla tutulduğu ve ileride eylem ve düşüncelerinde etkili olabileceği bir dönemdir. Siz bu öğrencilerin ders çalışmak için almış olduğu yardımcı kitabın içine ''BÖLGELER HARİTASI '' yerine, canlı renkler ve keskin hatlı bölünmüşlük gösteren albenili bir ''SEVR HARİTASINI '' koyarsanız, belki o anda anlamayabilir; ama ileride bölgeler olarak aklına gelebilecek bir bölünmüşlük haritası bilinçaltının işleviyle derhal su yüzüne çıkacaktır.
SEVR nedir?
Sevr emperyalistler için bir kuyruk acısıdır!
Türk topraklarının parçalanıp, yağma edilmesi ve Türk ırkının yok edilmesine yönelik bir paçavradır. Tarihin derinliklerine gömülmüş bir paçavradır.
Ama şimdiki zamana baktığımızda SEVR' in yeniden hortlatılmaya çalışılmakta olduğunu görmekteyiz.
Türkiye-AB Karma Parlemento Komisyonu toplantılarında söz alan Fransız parlamenter Jacques Toubon, Türkiye' nin sözde Ermeni soykırımını ve SEVR anlaşmasını kabul etmesini bile isteyebilmektedir.
Sevr 10 Ağustos 1920'de imzalandığında itilaf devletlerinin Türk topraklarını nasıl yağmalama içinde olduklarını gösterir. Mustafa Kemal' in, Anadolu' daki vatan sevdalısı, bağımsızlık uğruna ölmeye hazır olan Türk halkının birleşmesinden korkmuşlardır. SEVR denen o adi paçavrayı imzalamışlar ve yurdumuz işgalini resmileştirmişlerdir. Kabul dahi etmediğimiz ve uğruna nice canlar verdiğimiz SEVR, bugün yine hortlatılmaya çalışılmaktadır.
Üzücü olan, bu hortlatma işlemlerine içeriden de birçok işbirlikçilerin destek vermesidir.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Talim ve Terbiye Kurulu'ndan bile destek görmesi tesadüf değildir. Basımının hatadan kaynaklandığını söyleyenler ve düzeltilmesi için gerekli toplama işlemini başlattıklarını söyleyenler için, bilinçaltının etkileme yollarını kullanmışlardır. Bugün 10 ile 11 yaş civarındaki çocukların, on yıl sonrasının geleceğinde, bu ülkede söz sahibi olacağını elbette çok iyi bilmektedirler.
Bu olay, hata değildir! Yarına yatırımdır!
Bu olay, gelecek kuşağımızın beyinlerinin ipotek altına alınmasıdır!

Muhlise Güngör

www.haberinyeri.net

Hiç yorum yok: