ARTIK fazla bir önemi kalmayan Milli Güvenlik Kurulu'nun son toplantısından sonra yapılan açıklama Reşit Çağın 'ın dikkatini çekmiş:
"Bildiriden öğrendiğimize göre, sütannesi ABD olan 'yavrukürt devleti'nin sinsi bataklığında barınıp beslenen sineklerin imhasına devam edilecekmiş. GWB ile bacak bacak üstüne atarak konuşabilen ve ödün verecek kadar şerefsiz olmadığını açıklayan RTE 'çizmeden yukarı ya da Kandil'den aşağı' geçme vizesini alamadığı için olacak, bataklığın kurutulmasından söz edilemiyor ne yazık ki! Bataklığı koruyanla sinek ilacını satanlar aynı olunca böyle tuhaflıklara da katlanılıyor işte. Ülkemizin aynı önemde ve içten içe çürümesini hızlandıran irticai gelişmelerden söz edilmemesi ise ilginç! Ulusal güvenlikte sınırların korunması önemli ama, içimiz sağlam olmazsa sınırları korumak nereye kadar sürdürülebilir ki? Cahil ve yoksul kesimler her türlü tahrik, tuzak ve rüşvetle kandırılıyor, kışkırtılıyor, toplumsal dokunun ırk ve inanç çarpanlarına ayrılması için hiçbir fedakarlıktan(!) kaçınılmıyor. Yugoslavya, İran, Irak, Afganistan ve son olarak da Pakistan örnekleri, emperyalizmin bencil, acımasız ve ahlaksız yöntem ve hedeflerinin hiç değişmediğini ve değişmeyeceğini bize gösterirken, devletimizin tepkisizliği 'tehlikenin ve yaklaşan felaketin farkında olan' bilinçli vatandaşları haklı olarak kaygılandırıyor ve hatta korkutuyor. Ülkenin kaçınılmaz sona sürüklenişini durdurmak normal bir demokratik ülkede kimin görevi olmalı? Meclis'in ve ülkeyi yöneten partinin değil mi? Oysa bu korkutucu tablonun nedeni, destekleyici, planlayıcı ve hatta uygulayıcı unsuru iktidarın bizzat kendisi ve 'ipimizi çekerler" korkusu da bu 'kısık ateşte' pişirmenin dışa vurumu değil mi? Gerek çocukluklarından itibaren aldıkları eğitim ve kültürün, gerekse damdan düşercesine geldikleri iktidarı kendilerine bahşeden ABD ve yardımcısı AB'nin yüklediği misyonun gereği olarak, son aşama olan yeni anayasa ile birlikte ulusal, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti'ni 'demokratik yöntemlerle' arşive kaldırmakla çabalarını kim inkâr edebilir? O halde, 'Türkler Atatürk 'ü Allah'a, her şeyini de Atatürk'e borçludur' sözündeki borç, susarak, yazarak, sızlanarak ya da 'dur bakalım' diye izleyerek ödenecek bir borç değildir! Giderek ağırlaşan taşların altı dillerimizi değil, artık ellerimizi beklemektedir!"
'Üskül Hoca'nın insan hakları infazı!
AKP Milletvekili Zafer Üskül , bir cami imamına fena sinirlenip üsküllenmiş, püsküllenmiş, müftüye telefon edip "o imam orada kalmamalı" demiş ve en ağır şekilde cezalandırılmasını istemiş.
İmamın suçu, "çalışan kadınlar kocasını aldatır" yolunda vaaz vermesiymiş. TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı "Üskül Hoca"nın eşi 40 yıldır çalışıyormuş, bu sözler eşi adına yapılmış en ağır hakaretmiş. Vay be! Helal "Üskül Hoca"ya. Ama telaşlanmasına gerek yok! Kadının kocasını aldatması sonuç itibarıyla cinsel ilişkiye girmesi ve dolayısıyla zina yapması oluyor. Şeriat kurallarına göre zinanın kanıtlanması için dört erkeğin, zina anına ilişkin şahitlik yapması ya da zina yapan kişinin bunu dört kez itiraf etmesi gerekiyor. Ayrıca cariyeler zinaya girmiyor. Ama bir yandan da telaşlanmak lazım çünkü bazı ulemaya göre zina gözle de olabiliyor. Örneğin türbansız bir kadına şehvet duygularıyla bakıldığında, bakışın sonu zina sayılıyor. Bu konuyu ulemaya bırakıp, biz "Üskül Hoca"nın "o imam orada kalmamalı" buyruğuna dönelim. Buna eskiden "yargısız infaz" derlerdi! Öyle değil mi üsküllüm!
Dilenci
Murat Biricik: "Halkı yoksulluktan kurtarmak için dilenciliği meslek yaptılar!"
Satıcı
M. Alpaslan Yener: "Paramızın değeri artıyorsa, varlıklarımız neden dolarla satılıyor!"
Zevk
Ahmet Önen: "Bizi iktidar yapmadınız, yeni hükümet elektriğe yüzde 15 zam yaptı diyebilmenin zevkini tatmak vardı anasını satayım!"
Değişiklik
Mehmet Ali Kılınç: "Kurban bayramının adı boğa kovalama, yılbaşının ise taciz bayramı olarak değiştirilsin!"
Pazarlama
Gülhan Elmas: "Milletvekili aracında uyuşturucu pazarlığı yapılmış. Başbakan'ın 'pazarlamakla mükellefiz' lafı hayli yol aldı..."
Yağmur Ekim
ABD hasta adam ilan edilmiş.
Üstelik bulaşıcı!
- KKTC Cumhurbaşkanı, KKTC dememiş...
"Biz de Talatapulos diyelim!"
Milattan önceki yıllar geriye doğru gidiyordu, AKP ile milattan sonraki yıllar ise gericiliğe doğru gidiyor!
Deniz Som
Cumhuriyet
www.haberinyeri.net
"Bildiriden öğrendiğimize göre, sütannesi ABD olan 'yavrukürt devleti'nin sinsi bataklığında barınıp beslenen sineklerin imhasına devam edilecekmiş. GWB ile bacak bacak üstüne atarak konuşabilen ve ödün verecek kadar şerefsiz olmadığını açıklayan RTE 'çizmeden yukarı ya da Kandil'den aşağı' geçme vizesini alamadığı için olacak, bataklığın kurutulmasından söz edilemiyor ne yazık ki! Bataklığı koruyanla sinek ilacını satanlar aynı olunca böyle tuhaflıklara da katlanılıyor işte. Ülkemizin aynı önemde ve içten içe çürümesini hızlandıran irticai gelişmelerden söz edilmemesi ise ilginç! Ulusal güvenlikte sınırların korunması önemli ama, içimiz sağlam olmazsa sınırları korumak nereye kadar sürdürülebilir ki? Cahil ve yoksul kesimler her türlü tahrik, tuzak ve rüşvetle kandırılıyor, kışkırtılıyor, toplumsal dokunun ırk ve inanç çarpanlarına ayrılması için hiçbir fedakarlıktan(!) kaçınılmıyor. Yugoslavya, İran, Irak, Afganistan ve son olarak da Pakistan örnekleri, emperyalizmin bencil, acımasız ve ahlaksız yöntem ve hedeflerinin hiç değişmediğini ve değişmeyeceğini bize gösterirken, devletimizin tepkisizliği 'tehlikenin ve yaklaşan felaketin farkında olan' bilinçli vatandaşları haklı olarak kaygılandırıyor ve hatta korkutuyor. Ülkenin kaçınılmaz sona sürüklenişini durdurmak normal bir demokratik ülkede kimin görevi olmalı? Meclis'in ve ülkeyi yöneten partinin değil mi? Oysa bu korkutucu tablonun nedeni, destekleyici, planlayıcı ve hatta uygulayıcı unsuru iktidarın bizzat kendisi ve 'ipimizi çekerler" korkusu da bu 'kısık ateşte' pişirmenin dışa vurumu değil mi? Gerek çocukluklarından itibaren aldıkları eğitim ve kültürün, gerekse damdan düşercesine geldikleri iktidarı kendilerine bahşeden ABD ve yardımcısı AB'nin yüklediği misyonun gereği olarak, son aşama olan yeni anayasa ile birlikte ulusal, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti'ni 'demokratik yöntemlerle' arşive kaldırmakla çabalarını kim inkâr edebilir? O halde, 'Türkler Atatürk 'ü Allah'a, her şeyini de Atatürk'e borçludur' sözündeki borç, susarak, yazarak, sızlanarak ya da 'dur bakalım' diye izleyerek ödenecek bir borç değildir! Giderek ağırlaşan taşların altı dillerimizi değil, artık ellerimizi beklemektedir!"
'Üskül Hoca'nın insan hakları infazı!
AKP Milletvekili Zafer Üskül , bir cami imamına fena sinirlenip üsküllenmiş, püsküllenmiş, müftüye telefon edip "o imam orada kalmamalı" demiş ve en ağır şekilde cezalandırılmasını istemiş.
İmamın suçu, "çalışan kadınlar kocasını aldatır" yolunda vaaz vermesiymiş. TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı "Üskül Hoca"nın eşi 40 yıldır çalışıyormuş, bu sözler eşi adına yapılmış en ağır hakaretmiş. Vay be! Helal "Üskül Hoca"ya. Ama telaşlanmasına gerek yok! Kadının kocasını aldatması sonuç itibarıyla cinsel ilişkiye girmesi ve dolayısıyla zina yapması oluyor. Şeriat kurallarına göre zinanın kanıtlanması için dört erkeğin, zina anına ilişkin şahitlik yapması ya da zina yapan kişinin bunu dört kez itiraf etmesi gerekiyor. Ayrıca cariyeler zinaya girmiyor. Ama bir yandan da telaşlanmak lazım çünkü bazı ulemaya göre zina gözle de olabiliyor. Örneğin türbansız bir kadına şehvet duygularıyla bakıldığında, bakışın sonu zina sayılıyor. Bu konuyu ulemaya bırakıp, biz "Üskül Hoca"nın "o imam orada kalmamalı" buyruğuna dönelim. Buna eskiden "yargısız infaz" derlerdi! Öyle değil mi üsküllüm!
Dilenci
Murat Biricik: "Halkı yoksulluktan kurtarmak için dilenciliği meslek yaptılar!"
Satıcı
M. Alpaslan Yener: "Paramızın değeri artıyorsa, varlıklarımız neden dolarla satılıyor!"
Zevk
Ahmet Önen: "Bizi iktidar yapmadınız, yeni hükümet elektriğe yüzde 15 zam yaptı diyebilmenin zevkini tatmak vardı anasını satayım!"
Değişiklik
Mehmet Ali Kılınç: "Kurban bayramının adı boğa kovalama, yılbaşının ise taciz bayramı olarak değiştirilsin!"
Pazarlama
Gülhan Elmas: "Milletvekili aracında uyuşturucu pazarlığı yapılmış. Başbakan'ın 'pazarlamakla mükellefiz' lafı hayli yol aldı..."
Yağmur Ekim
ABD hasta adam ilan edilmiş.
Üstelik bulaşıcı!
- KKTC Cumhurbaşkanı, KKTC dememiş...
"Biz de Talatapulos diyelim!"
Milattan önceki yıllar geriye doğru gidiyordu, AKP ile milattan sonraki yıllar ise gericiliğe doğru gidiyor!
Deniz Som
Cumhuriyet
www.haberinyeri.net

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder