GÖRÜŞ
HİLMİ TAŞKIN
ADD ŞUBE BAŞKANI
Ne ekersen onu biçersin!
Toprağa atılan tohum yeşerir. Boy verir. Ürün verir. Atılan tohumun cinsinden... Yani ne ekersen onu biçersin.
Mısır ekenler mısır biçer. Buğday ekenler de buğday biçerler.
Bu ekme ve biçme örneğini toplumsal yaşama da uyarlayabiliriz.İnsanlara da nasıl bir eğitim verirsen, öyle bir toplum oluşturursun.
Karşı devrim sürecinde insanlarımıza ne ekildiği günümüzde daha iyi anlaşılmaktadır. Yıllardır ekilenlerin hasadı şimdi yapılmaya çalışılmaktadır.
Acaba ürün olgunlaştı mı?
AKP ve MHP’ye bakacak olursak ürün olgunlaştı! Şimdi Erdoğan ve Bahçeli bu ürünün hasat etmeyi düşünüyor.
Daha doğrusu Erdoğan hasat ederken, Bahçeli’de başak yapmak istiyor! Biri biçerdöğerde, diğeri ise tarlanın kenarında!
Hasat işinde de, başak işinde de pek çok ırgat çalışmaktadır.
Atatürk Cumhuriyeti tarlasına ekilen ise, ne yazık ki karşı devrim tohumlarıdır.
Bu ekme işinde ne Erdoğan’ın emeği vardır, ne de Bahçeli’nin... Ekme görevini yıllardır yapanlar var. Taa 1938’den bu yana ekilmeye başlandı bu tohumlar.
Oysa ki Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal, cumhuriyet tarlasında bu tür tohumlara yer yok diyordu!
Çağdaş uygarlık için atılan adımlar bu amaca yönelikti.
Laik cumhuriyet anlayışı da...
Mustafa Kemal sonrasındakilere ne demelidir? Onlardan,gelincik tarlasına ayrık otları ekilmesine izin verenler olarak söz etmemiz olanaklıdır.
Dedikya Erdoğan hasat yapmak istiyor. Bahçeli ise başak! Anadolunun kimi yerlerinde başak yerine sonlama(soğlama) da denir.
Ya diğer ırgatlar kimler?
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, “rektörler amuda da kalksa bu yasa çıkacak” diyor.
Amuda kalkma ters durmadır.
Burhan Kuzu , Türkiye’yi amuda kaldırıyor. Yani ters yüz ediyor. Rektörler ise Türkiye’nin sağlam şekilde iki ayağının üzerinde durması için çaba gösteriyor.
Son bildiri de bu amaca yöneliktir.
MHP’li Faruk Bal” artık hasat zamanıdır” demiş. Kendilerinin başakcı olduğunu bile unutmuş!
Ya AKP’li Dengir Mir Mehmet Fırat’a ne demeli? Sülale büyüğünün amaçlarına yakınlaşıldığını düşünüyor sanırım. Sözlerine bu düşüncesi yansıyor. Türbana tepki gösteren üniversite hocalarına “ emekli olabilirler veya istifa edebilirler” demektedir.
Başbakanı Erdoğan’a özenmişe benziyor!
Başbakanda , Fazıl Say’a “gidersen git” demişti ya...
Şimdi de hasada tepki gösteren rektörlere “git” deniliyor.
Bu sözcük bile gittiğimiz yolu göstermektedir...
Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir Sen) Genel Kurulunda konuşan sendika Genel Başkanı’da, tarlada ırgatlığa soyunmuşa benziyor.
Eğitime bakışı bilimsel değil, dinsel!
O bakış sözlerede yanıyor. Türban eleştirisi yapan rektörlere “hodri meydan” diyor.
Meydan?
Yani hesaplaşma çağrısı! Bir eğitimciye yakıştıramadım.
Yer Cumhuriyetin gelincik tarlası. Yıllardır bu tarlaya ayrık otları atılmış! O tohumlar büyümüş.
Hasatçılar ile başakçılar üründen pay almak istiyor.
Etraf ise ırgat dolu!
Tarlanın asıl sahipleri ise, tarlanın tapusunu alan Mustafa Kemal’e hasatçıları da, başakçıları da şikayet ediyorlar.
Hem Anıtkabir’de, hem de ülkenin her yerinde.
222A eyleminin anlamı budur.
222A eylemine katılanlar “azgın azınlık” değildir. Bu ülkenin öz sahipleridir! Vakit acaba bu manşetle vaktin geldiğini mi düşünüyor?
Hasat işi acaba o düşünce ile mi başlatılmak isteniyor?
Birileri fena halde yanılıyor.
Ne ekersen onu biçersin ama bazen de fırtına eken rüzgar biçer!
www.haberinyeri.net

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder