GÖRÜŞ
HİLMİ TAŞKIN
ADD ŞUBE BAŞKANI
Bir daha gel Samsun’dan...
Türkiye Cumhuriyeti dış destekli iki büyük tehlike ile sürekli olarak karşı karşıya bırakılmıştır.
Bunlardan teki Kürtçülüktür.
Diğeri ise Dincilik...
Bazen bu iki tehlike birbiri ile işbirliği içinde hareket etmektedir. Günümüzdeki Nakşi Kürtçülük bunun bir göstergesidir. Dün de Şeyh Sait İsyanı bu kapsamda gerçekleştirilmiştir.Mustafa Kemal Atatürk’e karşı işgal kuvvetlerinin yaptığı engellemelerin de ardında Kürtçülük ve Dincilik ön plandadır.
Kürt Teali Cemiyeti ve Teali İslam Cemiyeti bu amaçla faaliyet göstermiştir.
12 Eylül öncesinde, ABD planına destek amaçlı olarak Çorum, Kahramanmaraş saldırıları da bu kapsamda ele alınmalıdır.
Ülkemizi 12 Eylül’e taşıyan güçlerin Türkiye için yeni bir planı vardı. Bu plan da 12 Eylül sonrasın uygulamaya sokuldu.
Bu plan içinde yine ikili adım atıldığını görüyoruz. Tıpkı Milli Mücadele yılları gibi...
Bir yandan etnik terör,
Öte yandan “Ilımlı İslam” projesi...
Yani yine Kürtçülük ve dincilik! Ve arkalarında da emperyalizm.İçeride ise işbirlikçiler,yeni mandacılar, liboşlar, dinciler, Kürtçüler geniş bir iç koalisyon.
Hedef nedir?
Sevr’den Lozan’a giden zafer yolculuğumuzu tersine çevirmektir. Yani yeniden Sevr’e dönmektir.
Amaç için pek çok malzeme kullanılmaktadır...
Medya sanki eskinin Babıâli basınıdır. Kürtçüler sanki eskinin Kürt Teali Cemiyetidir. Dinciler sanki eskinin İslam Teali Cemiyetidir.
Ve Amerikancılar,
Ve Avrupacılar...
Yani yeni mandacılar!
Ortalıkta dolaşan haritalar. BOP planı ve o plana teslim olmuş İstanbul yönetimi taklidi sözler.
Milli Mücadele yıllarında İstanbul yönetiminin başında bulunanlar, mandacı İngiliz Muhipler Cemiyeti üyesi idiler.
Bilindiği gibi BOP bir ABD projesidir. Ya da ABD eliyle uygulanan küresel sermayenin dünya egemenliği projesidir.
“BOP’un eşbaşkanıyım” sözleri ile ne amaçlanmaktadır? Wilson İlkeleri Cemiyetine günümüz üyeliği mi dile getirilmektedir?
Ya da her önemli konuda Washington’a danışmak ne anlama gelmektedir?
Örnek mi? 5 Kasım görüşmeleri öncesi söylenen sözlerdir!
Bugünümüz aslında bir bakıma geçmişin hesaplarının yeniden görüldüğü günlerdir. Aktörler değişmiştir. Plana rötuşlar yapılmıştır.
Ancak adı ve yöntemi değişse de plan aynıdır. Amaç Sevr’dir.
Bu öyle kimilerinin söylediği gibi bir “Sevr sendromu” değildir. Olayların analizinin ortaya çıkardığı sonuçtur.
Kullanılan yine Kürtçülüktür,Dinciliktir...
Medya yine önemli bir görev! Yapmaktadır. Yeni mandacılar da...
Şimdi düşünelim. Bugünkü koşullarda Mustafa Kemal yine Samsun’a çıksa idi, Havza Genelgesi’nde ne derdi?
Sanırım; “BOP planına ve ülkemize yönelik tehlikelerine karşı tüm yurtta protesto gösterilerinin düzenlenmesi gerekir” derdi!
Ya Amasya Genelgesi’nde neler derdi?
“ Vatanın bütünlüğü, ulusumuzun bağımsızlığı tehlikededir. Hükümet üzerine almış olduğu sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir, bu durum ulusumuzu yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır. Ulusumuzun bağımsızlığını yine ulusumuzun azim ve kararı sağlayacaktır. Ulusumuzun azim ve kararını ortaya koymak için ulusal bir kongre toplanmalıdır. Her ilden, her ulusalcı örgütten bir temsilcinin bu kongreye katılması gereklidir.” Derdi.
Ve o kongrede tıpkı Sivas Kongresi’nde olduğu gibi tüm yararlı cemiyetleri ve örgütleri tek merkezde toplardı!
Ulusal birliği sağlardı.
O birliği sağlamadan bu badireyi atlatmamız zordur.
Günümüzde Atatürk yok. Ama onun düşüncesini benimseyen milyonlarca yurttaş vardır.Dağınık bir örgütlenme içindedirler.
Öncelikle yapılması gereken bu dağınıklığı giderecek ulusal bir kongrenin toplanmasıdır.
Daha önce de dile getirdiğim, Ankara Cumhuriyet Kongresi’nin toplanma zamanı gelmiştir.
Aşık Mahzun-î Şerif’in sözlerini yazdığı ve Faruk Demir’in söylediği bir türkü var. “Sarı saçlım, mavi gözlüm” türküsünde;
“Bir daha gel, gel Samsun’dan, Sarı saçlım mavi gözlüm” denilmektedir.
Hepimizin Atatürk gibi, bir daha Samsun’dan gelme zamanıdır.
Dünün hesaplaşması sürüyor...
Sadece aktörleri değişti!
www.haberinyeri.net

